Turizm adı altında insan safarisi
Bir zamanlar korkulu savaşçılar olarak bilinen Asya’nın Andaman Adalarındaki 55 bin yıllık Jarawa kabilesi, bu günlerde başka türlü anılıyor. Kabile üyeleri savaşçılıklarını yitirmiş, açlık sınırında yol kenarında bir parça kek ya da bisküvi için turistlere yalvarır duruma geldiler. Jarawa kabilesi 320 kişi. Güney Andaman’da yaşayan kabile üyeleri, güven dolu, masum ve sömürüye karşı tamamıyla savunmasızlar. Hatta bölge batılı turistler için şu günlerde tam bir safari park gibi.
Kabile, dünyanın en ilkel kabilelerinden biri olduğundan dünya zenginlerini daha da cezbediyor. Büyük şirketler bölgeye büyük bir otel inşa etmeyi planlıyor, bölgeyi kendi ilkelliğinden çıkarıp turizm bölgesi haline getirmeye çalışıyor. Barefoot adındaki İngiliz şirket kolları sıvamış bile. Şirketin otel projesinin ortaklarından biri de Oscar ödüllü oyuncu Kate Winslet.
Şirket yöneticileri, bölgeye zarar vermeyeceklerini, kabile üyelerini rahatsızlık etmeyeceklerini ve otelin küçük bir alanda inşa edileceğini söyleseler de oraya yapılacak turistik tesisler, az sayıdaki kabile üyesinin varlığını tehdit ediyor. Zira bölgeye yapılacak turistik tesisler, o bölgeye gelecek insan sayısında da artışa neden olacağından kabile üyelerini kendi dünyalarında tanımadıkları, hatta batının da yeni tanıştığı domuz gribi gibi hastalıklarla da tanıştıracak.
KORUMASI GEREKEN POLİS RÜŞVETLE DANS ETTİRİYOR
Tayland’ın kıyısı boyunca uzanan bu bozulmamış Hindistan toprakları, Tayland’ın tatil yerlerinden usanan batılı turistler için gittikçe popülerlik kazanıyor. Önceleri Hindistan’dan ve Tayland’dan dört günlük bot gezileri yapılan Andaman’a son birkaç yıldır ucuz uçuşlar düzenleniyor. Bölgeye yönelik bu ilgi, kalan 320 kabile üyesi için ölümcül bir tehlike anlamına geliyor. Andaman Adalarının yerel hükümet yetkililerinin projeyi engellemeye yönelik birkaç girişimi de başarısız kalıyor.
İngiltere’nin The Observer gazetesi, Jarawa’da bir polisin turistlerden 300 dolar rüşvet aldığını gösteren bir video yayınladı. Videoda polis, Jarawalı kadınların dans etmesini istiyor. Mahçup ve utangaç kadınlar, olanlardan habersiz istenileni yapıyor.
Polis, “Dans et” diyor. Karşısındaki belden yukarısı çıplak kadınlar denileni yapıyor. Bir turist kamerası, yine çıplak ve korku dolu, elinde bir çanta buğday olan başka bir genç kadına dönüyor. Polis tekrar “Benim için dans et” diyor. Polisin görevi, kabile üyelerini dışarıdan gelen ve hoş karşılanmayan yabancılara karşı korumak. Ancak polis, kabilenin kadınlarını dans ettirmek için gelen turistlerden 200 sterlin alıyor. Videonun başında polis, “Ekmeğinizi ben veriyorum” diyor. Genç kadın utanarak bakıyor. Kamera tekrar alkışlayarak zıplayan insanlara dönüyor. Bu video “safari”ye gelen turistlerin geri dönerken tam da ellerinde olmasını istedikleri şey olsa gerek. Bölgedeki ormanın vahşi güzelliği, turistler için sadece bir fon görevi yapıyor.
MUZ EKMEK BİSKÜVİ HAYVANA ATILIR GİBİ VERİLİYOR
Hindistan’a ait Bengal’deki adalar, turistler için oldukça çekici. Her gün yüzlerce turist arabası, Andaman yolunda konvoy oluşturuyor. Saat sabahın 5 buçuğunda 130 araba, 25 otobüs bölgede sıralanmış bekliyor. Bölgeye girişteki işaretler, turistleri kabile üyeleriyle kontak kurmamaları, onlara zarar vermemeleri ve fotoğraflarını çekmemeleri konusunda uyarıyor. Ancak turistlerin bölgeye girdikleri 14 yıldan beri bunların hiçbiri yapılmıyor ve kabile üyeleri dışarıdan gelen salgınlarla mücadele ediyor.
Bir gözlemcinin anlattığına göre, bölgeye girdiğinde turistler tıpkı bir safari parka girildiğinde hayvanlara atıldığı gibi kabile üyelerine muz, ekmek ve bisküvi gibi şeyler atıyor. Kameralar da bölgeye girilir girilmez çekime başlıyor.
Kabile üyeleriyle iletişimi azaltmak için, yetkililer gelen konvoy sayısını günde 8’e düşürse de ulaşım yolunu tamamen kapatmıyor, neden olarak da birçok insanın buradan geçimini sağladığını öne sürüyorlar. Bir sonraki adımın ne olacağı bilinmiyor; Jarawa halkını dış dünyadan tamamen koparmak mı yoksa dış dünyaya, kabile üyelerine ulaşmaları için izin vermek mi?
Antropologlar, Jarawa halkının Afrika’dan göç eden ilk insanların neslinden olduğunu düşünüyor. Onların da hayatı belli sınırlar içindeydi; erkekler domuz ve kaplumbağa avlar, kadınlarsa meyve ve bal toplarlardı. Tanrıları yoktu. Ancak bu kabileler de tıpkı Jarawa gibi dışarıdan gelecek salgınlara karşı savunmasızdı. Dahası tütün, alkol gibi kötü alışkanlıklar kazanmaya başladılar. Bunun üzerine kabileden sorumlular tek çözümün onları yabancılardan uzak tutmak olduğuna karar verdiler.
1996’da kabilenin genç bir üyesi sakatlandığı için hastaneye götürüldü, ormana döndüğünde dış dünyadan etkilendiğini fark etti ve etrafındakilere anlattı. Bu, kabiledeki bazılarının yabancılara besledikleri düşmanlığı bırakmalarında ikna edici olurken, bazıları içinse yağmalayabilecekleri yeni yerler anlamına geliyordu. 1998’de ilk defa ormanlarının dışına çıkmaya başladılar.
2007’de devlet, kabileyi dış dünyadan koruma umuduyla bir tampon bölge kurdu. Bunun üzerine İngiliz şirket Barefoot, bu bölgenin kapatılması için hukuki yollara başvurdu. Diğer taraftan safariciler, gezilerin yapılması için her yolu denemeye başladı.
Herkesin uzlaştığı tek nokta Jarawa halkının sonunun, bir zamanlar Port Blair’de yaşayan, 18.yy’ın sonlarında sayıları 10 bin iken şu an 50’ye düşmüş, tarihten silinmenin eşiğine gelmiş Büyük Andamanlarınki gibi olması.
JARAWA BİR SİRK DEĞİL
Dış dünyayla çok az ilişkisi olan bu kabile, 1998’e kadar vahşilikleriyle biliniyor ve bununla kendirini koruyorlardı. Ancak Hint yerleşimcilerinin bölgedeki artışıyla kabilenin yaşam alanı da bir nevi işgal edilmeye başladı. Bölgede 38’i yerleşim alanı haline gelmiş yaklaşık 500 ada bulunmakta.
Survival International adlı yerel halkların haklarını savunan uluslararası bir örgüt yapılanların geçmişteki sömürge bölgelerinde yapılanlara benzediğini söylüyor. Örgüt yöneticisi, Stephen Corry, tepkisini “Jarawa, herhangi birinin emriyle dans ettiği bir sirk değil” sözleriyle dile getirdi.
Örgüte göre Jarawa, 2010 yılında yasadışı turizme maruz kalan bir bölge. 55 bin yıllık bir süreçte bu halk, dış dünyayla ilişkisi olmadan ayakta kalabileceğine inanıyordu; ta ki 1998’de Andaman ana yollarında görülünceye dek…
2002 yılında Hindistan mahkemelerinin bu yolun kapatılmasına yönelik karar almasına rağmen Andaman ana yolu hala aktif ve Jarawa kabilesinin varlığını tehdit ediyor.
Derleyen: Mehmet Aksoy








