Arguvan Haber

 

Ustnav

Paz05202012

Hata
  • XML Parsing Error at 1:460. Error 4: not well-formed (invalid token)
Back Anasayfa Arrow Güncel Arrow Hocaların söz söyleme zamanı

Hocaların söz söyleme zamanı

Hocaların söz söyleme zamanı

Bir üniversitede 8 akademisyen, dekanın dışarıdan açık ‘torpille’ atanmasına itiraz ettikleri için soruşturuluyor. Bir üniversitede bir hoca, ıslık çaldığı için cezalandırılıyor. Birçok üniversitede bilimsel kabul gören doktora çalışmaları geri çektiriliyor. Kürt sorunu, Ermeni soykırımı tezleri hâlâ tabu sayılıyor. Bir öğretim elemanı, Dilovası’nda sermayenin işine gelmeyen bir çalışma yaptığı için akademik infaza uğruyor. Bir profesör verdiği derslerden dolayı tutuklanıyor. Kısacası, açık ya da gizli yıldırma mekanizmaları akademik dünyayı, öğrencisiyle, öğretim elemanıyla zapturapt altına almış durumda.

Üniversitelerdeki 30 yıllık ağır otoriter koşullara, bugünkü iktidarın, terörle mücadele adına başlattığı geniş bir baskı ve sindirme operasyonu da eklenmiş... Mevcut durum karşısında bir şeyler yapmalı fikri bir refleks olarak kendini dayattı. Ve... “Artık bir söz söylemenin zamanı” diyen akademisyenler bir araya geldi. Türkiye’de bilimsel çalışma ve öğretim özgürlüğü için mücadele edeceklerini duyurdular.

Dün, kendilerini tanıtmak ve çalışmalarını anlatmak için basının karşısına çıktılar. “Türkiye’de Araştırma ve Öğretim Özgürlüğü Grubu (GIT-Türkiye) olduklarını deklare ettiler. Avrupa’nın çeşitli ülkelerindeki ve Amerika’daki Türkiyeli akademisyenler ile Türkiye üzerine çalışmalar yapan akademisyenlerden oluşan dayanışma ağının Türkiye ayağı olduklarını açıkladılar.

BÜŞRA HOCA KIVILCIM OLDU!

Meslektaşları Büşra Ersanlı’nın temelsiz suçlamalarla 108 gündür (dünkü durum) tutuklu bulunması onları harekete geçirmiş. Harekete geçme saikleri Büşra Hoca olsa da kendilerini bununla sınırlı tutmuyorlar. Sıraladıkları tüm şu sorunlara karşı üniversitelere ve akademik faaliyet alanına sahip çıkacaklarını vurguluyorlar: “Akademisyenler, araştırmacılar ve öğrenciler son yıllarda yaygınlaşan ve çok farklı biçimlerde ortaya çıkan baskı ve yıldırmalara maruz kalmaktadırlar. Yüzlerce üniversite öğrencisinin de tutuklanmasıyla birlikte araştırma ve yayım alanına yapılan müdahaleler dikkat çekici boyuta ulaşmıştır. Tabulaşmış konularda çalışan ve ders veren akademisyenlerin düşünsel, toplumsal varoluş imkanları ciddi anlamda kısıtlanmaktadır. Muhalif ve eleştirel bakış açısına sahip akademisyenler, araştırma alanlarına yönelik müdahaleler, idari soruşturmalar, keyfi işten çıkarmalar ve kadro sınırlamaları yoluyla sindirilmeye çalışılmaktadır.”

Sıralanan bu müdahalelerin sonuçları elbette toplumu etkiliyor. Ülkenin acil çözüm bekleyen sorunlarına dair alternatif görüşlerin ortaya çıkmasını engelliyor. Bu gerçeklerden de yola çıktıklarını ifade eden GIT Türkiye amacını net bir şekilde özetliyor: Üniversitelerdeki her türlü baskı ve engellemenin takipçisi olmak. Türkiye’deki düşünce insanlarının karşı karşıya kaldıkları tahakküm ve engellemelere karşı mücadele etmek… Özgür bilgi üretimi ve paylaşımının zeminini birlikte kurmak ve korumak…”

ASGARİSİ KABUL EDİLEMEZ!

Grubun araştırma ve eğitim özgürlünün sınırları ne olacak? Akademik özgürlükler için uluslararası geçerliliği olan tanımlar var. Bunlardan en bilineni uluslararası öğretim elemanlarının bir araya gelerek yayınladığı 1988 tarihli Lima bildirgesi… Özgürlükleri çalışanlarından öğretim elemanlarına, öğrencilerine tüm üniversite bileşenleri için tanımlayan bir bildirge… Bu bildirgeyi referans aldıklarını söyleyen grubun çağrıcıları arasında bulunun Galatasaray Üniversitesi Öğretim Üyesi Füsun Üstel sınırlarını şöyle çizdi: “Türkiye’nin dayattığı özgün koşullar nedeniyle araştırma ve öğretim özgürlüğünü asgari düzeye düşürmek zorunda değiliz. Öğrenci araştırmacı, öğretim elemanı olarak özgür bilgi üretim ortamının sağlanması için ortak hareket etmeliyiz.  Üniversiteler için tek kısıt etik kurallara uymasıdır. Onun dışında hiçbir baskı kabul edilemezdir.” (İstanbul/EVRENSEL)


BİLGİ BANKASI OLUŞTURLACAK!

Ayşe Durakbaşa (Marmara Üniversitesi): Akademisyenler bilgi üretme güçlerini kullanmalı, toplum da buna kulak vermeli. İnce yıldırma mekanizmaları özgür bir şekilde çalışma yapmaktan alıkoyuyor. Öğrenciler ve alt akademik kadrolar korku içinde. Kimsenin bunu yapmaya hakkı yok!

Zeynep Gambetti (Boğaziçi Üniversitesi): Tek tek üniversitelerde yaşanan baskılardan haberdar değiliz. Yüzlerce üniversite var. Meslektaşlarımız ve öğrenciler çok çeşitli baskı yöntemleri ile karşı karşıya. Biliyoruz ki akademik ‘yetersizlik’ savıyla yaşanan uzaklaştırmalar arkasında siyasi nedenler var. Eğitim Sen’le birlikte bunların bilgisinin tek merkezde toplanması için çalışmalar yürüteceğiz. Nihai olmayan hedeflerimizden biri de budur.”

REKTÖRLER BU SESİ ALDI

Ahmet İnsel (Galatasaray Üniversitesi): “Otorite karşısında biat talep eden anlayış bilim dünyasında da aynı anlayışı yerleştirmeye çalışıyor. ‘Üye olmadığı halde, üye örgütüne yardım’ gerekçesiyle tutuklanmalar yaşanıyor. Örgüt üyeliğine ilişkin somut kanıt olmadan fikri yakınlığın suç sayılması kabul edilemez baskı aracıdır. Başbakan kitaba bomba dedi. Kitap rejime karşı silah haline geldi. Belli konularda kitap yazmak tehlikeli faaliyet alanına girdi. İçişleri Bakanı sanat eserini, şiiri terör faaliyeti kapsamına aldı. Bütün sanat dünyası potansiyel suçlu pozisyonuna itildi. Bu sesi alan rektör bütün bir akademik dünyaya bu anlayışı taşıyor.  Akademi kuşatma altında.

MAĞDUR PROFESÖR SES ÇIKARAMIYOR

Koray Çalışkan (Boğaziçi Üniversitesi): Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesinde yaşananlar tüm süreci özetliyor. İletişim fakültesine dışarıdan bir hoca geliyor. İki ay içinde bölüm başkanı hemen ardından dekan oluyor. Akademik özgürlüğe açık müdahale... Bu ilk sorun. İkincisine gelince... Müdahaleye itiraz eden 8 akademisyen yaşadıklarında kristalize oluyor. İletişimci olmayan birinin bölümü yönetmesine itiraz eden akademisyenler soruşturmaya uğruyor. Bu konu üzerine soruşturmaya uğrayanlarla görüşmek istedim. 5’i buna yanaşmadı. Kabul eden üçü de hiçbir şekilde adının bir yerde yer almamasını öğütledi. Mağdur neden sesini çıkaramıyor, sesinin duyulmasından kaygılanıyor. Bu da sindirmenin sonucu... Bu durumu sanal ortama taşıyan üniversite birincisi Mikail Boz adlı öğrenci de disiplin cezası aldı. Bu da öğrencilerin üzerindeki sindirmenin göstergesi... Bir de Marmara Üniversitesinden bir hoca cezaevine taşındı. Bu bir hoca meselesi değil. Yaşanılan durumun üçüncü ayağı... Yani direkt cezalandırma...


GİT TÜRKİYE NEDİR?

Türkiye’de Araştırma ve Öğretim Özgürlüğü Uluslararası Çalışma Grubu (GIT), Prof. Dr. Büşra Ersanlı’nın tutuklanması sonrasında kurulmuş, Aralık 2011-Ocak 2012 arasındaki dönemde Fransa, Kuzey Amerika, İngiltere, İsviçre ve Türkiye’de faaliyet göstermeye başlamıştır. Türkiye’deki 50’ye yakın üniversiteden yaklaşık 400 akademisyen ve araştırmacı bir araya gelerek Türkiye ayağını oluşturdu. Cezayir Restoranın toplantı salonunda düzenledikleri basın toplantısıyla kuruluşlarını duyuran ağın çağrıcıları arasında şu isimler yer alıyor: Füsun Üstel, (Galatasaray Üniv.), Prof. Dr. Ayşe Durakbaşa (M.Ü), Doç. Dr. Zeynep Gambetti (Boğaziçi Üniv.), Doç. Dr. Ferda Keskin (Bilgi Üniv.), Prof. Dr. Günay Göksu Özdoğan (Marmara Üniv.), Prof. Dr. Ahmet İnsel (Galatasaray Üniv.), Prof. Dr. Mesut Yeğen (Şehir Üniv.), Prof. Dr. Ümit Cizre (Şehir Üniv.), Prof. Dr. Levent Köker (Atılım Üniv.), Prof. Dr. Mithat Sancar (Ankara Üniv.), Prof. Dr. Baskın Oran, Prof. Dr. İştar Gözaydın (Doğuş Üniv.), Prof. Dr. Huri Özdoğan (İstanbul Üniversitesi)…

Arguvan Türküleri »

JA Teline IV
Sitesini Ziyaret için Tıklayınız!

Yeni Malatyaspor  »

JA Teline IV
Sitesini Ziyaret için Tıklayınız!

Radyo Arguvan    »

JA Teline IV
Sitesini Ziyaret için Tıklayınız!

Radyolar Dinle   »

JA Teline IV
Sitesini Ziyaret için Tıklayınız!

Arguvaninfo Web  »

arguvaninfo
Sitesini Ziyaret için Tıklayınız!